En Ucuz Host
En Ucuz Host
BIST 100
10.759,56 -3,64%
DOLAR
49,9411 0,10%
EURO
55,7452 -0,30%
GRAM ALTIN
6.222,90 -3,56%
BITCOIN
77.760,00 0,44%
FAİZ
39,67 0,43%
GÜMÜŞ GRAM
78,92 -5,74%
GBP/TRY
66,9160 0,04%
EUR/USD
1,1160 -0,18%
BRENT PETROL
111,79 0,51%
ÇEYREK ALTIN
10.174,43 -3,56%
İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
10 °
  • ANASAYFA
  • EĞİTİM
  • İBRAHİM DİNÇ: “TÜRK YÜZYILI – DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK…”

İBRAHİM DİNÇ: “TÜRK YÜZYILI – DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK…”

Yavuz Bülent BAKİLER 2012 BÜYÜKADA

TÜRK DEVLETLERİ TEŞKİLATI (TDT) …

  • Dünyada 2800 civarında dil konuşulmaktadır. Güzel Türkçemiz bu sıralamada 5.sırayı teşkil etmektedir…

Dünya genelinde, ülkelerin %86'sı Asya ile Avrupa dillerini konuşmaktadır. Dünya dillerinin %19'u ise Pasifik dillerinden oluşmaktadır. Araştırmalara göre, Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan dil sayısı yaklaşık olarak 1058 iken, Pasifik bölgesi ve çevresinde ise 1322 dil konuşulmaktadır. Afrika ülkelerinde bu sayı yaklaşık olarak 2014, Asya ülkelerinde ise ortalama 2303 dil hala varlığını sürdürmektedir.

UNESCO her yıl tehlike altındaki dillerden 10 tanesinin kaybolduğunu, öldüğünü ifade etmektedir. Bu durumda, varlığı düşünülen 7-8 bin dilin de birkaç asır içerisinde yok olacağı ve sonunda yalnızca birkaç dilin kalacağı öngörülmektedir.

Öyle ki, 7-8 bin dilin yarısını dünyada 10 binden daha az kişi konuşmaktadır. Ayrıca, bu yaklaşık 8 bin dilin dörtte biri ise -inanması güç ama- sadece 100-900 kişi tarafından konuşulmaktadır.

Ali Şîr Nevaî ve Türkçe…

On beşinci yüzyılda Çağatayca’nın (Çağatay Türkçesi’nin) klasik bir yazı dili olarak kimlik kazanmasında Ali Şîr Nevâî'nin önemi bilinmektedir. Nevâî, Türkçeyi edebî dil olarak kullanmayan, Farsça yazan çağdaşlarına çatar. Çağdaşlarının Farsçanın karşısında edebî dil olarak Türkçeyi yetersiz görmelerini eleştirir; eğer emek verilirse Türkçenin de Farsça kadar, hatta daha fazla anlatım inceliklerine sahip olduğunun görüleceğini belirtir. Bu görüşlerini Muhakemetül-lugateyn'de görürüz.

“Muhakemetül-lugateyn; Türk dili tarihinde Divânu Lügati't-Türk'ten sonra ikinci önemli kitaptır.”

Ali Şîr Nevâî'nin Muhakemet-ül-Lügateyn (محاكمة‌اللغتين, Muḥākimāt al-luġatīn) 1499 yılında yazdığı bu kitabı, devrinde olduğu gibi bugün de Türk dünyası için önemli olan, Türk dilinin gücünü ve yerini anlatan büyük bir eseridir.

YAVUZ BÜLENT BAKİLER (2012 BÜYÜKADA)

Dilimizin Savunucularından Merhum Yavuz Bülent BAKİLER…

Merhum Yavuz Bülent Bakiler hocamla bir bahar mevsimi Pazar gününü baş başa Büyükada’da birlikte geçirdik. Sohbetini kaleme alabilseydim sanırım 200-300 sayfalık bir kitap hacminde olurdu.

Yavuz Bülent Bâkiler, Türkçenin korunması, sade ve köklü yapısının yaşatılması için verdiği mücadelelerle tanınan önemli bir şair, yazar ve fikir adamıdır. Bizlere geride bıraktığı eserlerini okumalı ve merhum Yavuz Bülent Bakiler hocamızı rahmetle ve minnetle yâd etmeliyiz. Dil üzerine görüşleri ve hassasiyetleri şu temel başlıklar etrafında şekillenir:

*Türkçeyi bir milletin kimliği ve varoluş temeli olarak görür. En bilinen sözlerinden biri şudur: “Türkçe ağzımızdaki ana sütü gibidir. Onu kaybedersek, bütün değerlerimizi kaybederiz.”

*Bir milletin meydana gelmesinde ve yaşamasında dilin din ile birlikte en temel unsur olduğunu savunur; "Dili olmayan milletlerin yaşaması mümkün değildir" görüşünü dile getirmiştir.

*Dilin aşırı yabancı kelimelerin istilasına uğramasına karşı olduğu kadar, yaşayan köklü Türkçe kelimelerin tasfiye edilerek uydurma sözcüklerle değiştirilmesine de sert karşı çıkmıştır. Dil devriminin bazen kuşaklar arasındaki bağları kopardığını, her yeni neslin önceki neslin Türkçesinden ve edebiyatından mahrum büyüdüğünü vurgulamıştır.

*Dünyayı algılayış biçimimiz ile kullandığımız kelime hazinesi arasında doğrudan bir bağ kurar; İngiltere, Japonya gibi ülkelerde eğitim hayatında kullanılan kelime sayılarıyla Türkiye'deki durumu kıyaslayarak kelime dağarcığının daralmasından duyduğu üzüntüyü dile getirmiştir.

*Dil konusundaki birikimini ve doğru bilinen yanlışları ele aldığı en bilinen çalışmaları Sözün Doğrusu 1 ve Sözün Doğrusu 2 kitaplarıdır.

Dil bilincini anlatan programları, konferansları ve yazılarıyla Türkçenin sade, güzel ve yaşayan bir değer olarak korunması adına uzun yıllar mücadele etmiş edebî bir şahsiyettir.

Dili olmayan milletlerin yaşaması mümkün değildir…

Yazar ve Şair Yavuz Bakiler, Bir milletin meydana gelmesinde dilin ve dinin çok büyük önemi vardır. Bu iki kaynaktan bana göre önce dili dikkate almalıyız. Çünkü dil olmazsa din de olmaz. O bakımdan dil birinci planda tutulmalıdır. Dili olmayan milletlerin yaşaması mümkün değildir.

Türklerle Batılılar arasındaki farkı sorduğunuzda kimsenin bilemediğini aktaran şair, şöyle dedi:

Batılı aklını kullanır, Türk aklını kullanamaz. Bu yüzden Batılıların daima gerisinde kalır. Biz neden aklımızı kullanamıyoruz? Acaba Allah insanları yaratırken Batı'daki kişilerin kafa taslarına daha büyük bir beyin mi koymuş? Evdeki ansiklopedilere baktım, Batılıların beyin ağırlığı ne kadarsa bizimki de o kadar. O halde biz neden Batılıların gerisindeyiz?

Osmanlı'nın yıkılması maalesef Türkçemizin zayıflığından …

Bir gün bir dergide Namık Kemal'in bir yazısını okudum. İçimdeki bütün karanlıkları dağıtan, bütün sorularıma cevap veren bir yazıydı. O yazıda, 'Dünyanın her yerinde olduğu gibi bizde de insanlar kelimelerle düşünür, kelimelerle konuşurlar. Hafızasında yeterli miktarda kelime olmayan kimseler, topluluk karşısında rahat bir şekilde konuşamazlar, onları dinleyenler de rahat bir şekilde söylenenleri kavrayamaz ve kitaplarda yazılanları okuyamazlar. Osmanlı'nın gerilemesi ve yıkılması Türkçemizin zayıflığından kaynaklanmaktadır. Biz Türkçeyi geniş bir alana yayamadık.' diyordu. Bu cümleler o kadar mühimdir ki açıklamak için saatlerce üzerinde durmak lazım.

"Türkler neden aklını kullanamaz?" sorunun cevabını o yazıda bulduğunun altını çizen Bakiler, "Kendi kendime, 'Yavuz Bülent sen bu üniversiteye Türk ve Müslüman olarak geldin. Türkün ve Müslümanın en büyük özelliği okumamaktır. Dün öyleydi, bugün öyle, Allah göstermesin ama öyle sanıyorum ki yarın da öyle olacaktır. Senin kitabın Kur'an-ı Kerim 'Oku' emriyle başlıyor. Oku ve hafızandaki kelime sayısını artırmaya bak.' dedim ve okumaya başladım. Arkadaşlarım kahvehaneye koşarken ben otobüs duraklarında bile kitap okudum ve okudukça çok cahil bir insan olduğumu gördüm, cahilliğimden utandım. Daha çok, daha çok, daha çok okudum ve günün birinde yeterli miktarda kelime hazinesine sahip olduktan sonra topluluk karşısında saatlerce, bu süre içerisinde 'şey', 'yani', 'tamam mı', 'ııı', 'eee', 'atıyorum' gibi bir takım çirkinliklere bulaşmadan konuşmaya başladım. Niçin? Çünkü Kur'an-ı Kerim'in emrini dikkate aldık da ondan." değerlendirmesini yaptı.

Dil birinci planda tutulmalıdır…

Üniversite yıllarında Ankara'dan Sivas'a her gittiğinde yanında bir küçük bavul dolusu kitap götürdüğünü dile getiren Bakiler, şunları söyledi:

"Annem çok büyük üzüntüler duymaya başladı ve her gelişimde 'Oğlum, bu kitaplara verdiğin parayı leblebiye üzüme verip yesen daha faydalı olmaz mı?' dedi. Bir gün ablam evlenecek, 'Anne bak ablama çeyiz hazırlıyorsun ama neden ona hazırlıyorsunuz da bana çeyiz hazırlamıyorsunuz?' dedim. 'Erkeğin çeyizi olur mu?' diye sorunca, 'Bak bu kitaplar da benim çeyizim. Ne olursun, yalvarıyorum bu kitapların aleyhinde konuşma, üzülüyorum. Ben bir toplumun önünde konuşsam ve benim için -Bu Hayriye Hanımın oğlu hukuk fakültesinden mezun olmuş, daha 3 cümleyi yan yana getiremiyor, Türkiye'nin hiçbir meselesini bilmiyor.- deseler hoşuna gider mi?' dedim. Benim bu itirazlarımdan sonra annem benim kitaplarıma söz söylemedi ama biliyorum ki katiyen memnun da olmadı."

Bakiler, Batı ülkelerindeki okul kitaplarıyla Türkiye'deki okul kitaplarının arasında kelime sayısı bakımından uçurum olduğunu söyledi.

Türkiye'de en mühim meselelerin başında okumamanın geldiğine ve cahiliyetin okumakla aşılabileceğine vurgu yapan Bakiler, sözlerini şöyle tamamladı:

Bir milletin meydana gelmesinde dilin ve dinin çok büyük önemi vardır. Bu iki kaynaktan bana göre önce dili dikkate almalıyız. Çünkü dil olmazsa din de olmaz. Bunu sadece ben söylemiyorum, sevgili Peygamberimiz de söylüyor. Ona bir gün 'Din nedir?' diye sorduklarında 'Din nasihattir.' buyurmuş. Doğru, din nasihattir ama biz bu nasihati ne ile yapacağız? Elbette ki rahat, zengin bir dille. O bakımdan dil birinci planda tutulmalıdır. Dili olmayan milletlerin yaşaması mümkün değildir.

İSMAİL GASPIRALI (1851 - 1914)

Dilde, fikirde, işte birlik…

Cumhurbaşkanımız Erdoğan'dan Türk dünyasına mesaj: “Ayrılığa, gayrılığa, ihtilafa yer yoktur. Hepimiz biriz, beraberiz, ezelden ebede kadar inşallah kardeşiz.” İfadelerini kullandı.

Zirveyi merhum İsmail Gaspıralı'dan ilhamla "Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik" olarak belirlediklerini anımsatan Erdoğan, şöyle devam etti:

Bize göre dilde birlik, ortak hazinemizi yaşatmak, geliştirmek ve birbirimizi aracısız anlayabilmektir. Fikirde birlik, ortak hedefler etrafında kenetlenmek ve müşterek bir strateji geliştirebilmektir. İşte birlik ise sözümüzü eyleme, irademizi esere, kararlarımızı neticeye dönüştürebilmektir. Bu anlayışla Türkiye olarak Teşkilatımızın dönem başkanlığını bugün Azerbaycan'dan devralıyoruz. Azerbaycanlı kardeşlerimize dönem başkanlıkları boyunca gösterdikleri çabalar dolayısıyla Teşkilatımız adına tebriklerimi iletiyorum.

Tüm Türk dünyasına, İslam alemine ve tüm insanlığa hayırlı uğurlu olmasını diliyorum.

“İsmail Gaspıralı (Gasprinskiy), (20 Mart 1851 - 24 Eylül 1914), Kırım Tatarı, fikir adamı, eğitimci ve yazar-yayıncı.  Rus İmparatorluğu'nda Türk halkları ve Müslümanların eğitim, kültür reformu ve modernleşmeye ihtiyacını betimleyen Türkçü aydındır. Soyadı, Kırım'daki Gaspra şehrinden gelmektedir.”

 

 

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?