
- 30 Ağustos Zafer Bayramımız kutlu olsun…
Kurtuluş Savaşımız üç büyük cephede yapıldı. Doğu Cephesi, Batı Cephesi ve Güney Cephesi. Doğu Cephesi'nde Ruslar ve Ermenilerle, Güney Cephesi'nde İtalya, Fransa ve İngiltere ile savaştık.
Başkomutan Mustafa Kemal, 26 Ağustos sabahı Genelkurmay Başkanı Fevzi Paşa (Çakmak), Batı Cephesi Komutanı İsmet Paşa (İnönü) ile muharebeyi yönetmek üzere Afyonkarahisar sınırlarında kalan Kocatepe'de yerini aldı. Bağımsızlığımızın ilk adımı 26 Ağustos'ta Kocatepe'de şafak sökerken atıldı.
Topçu ateşleriyle şafak vakti başlayan harekatın devamında kahraman Mehmetçik, sabahın ilk ışıklarıyla hücuma geçip Tınaztepe'yi ele geçirdi ve Belentepe ile Kalecik Sivrisi'nden düşmanı uzaklaştırdı.
Her savaşın unutulmaz acıları, fakat manidar gerçekleri vardır. Bunlardan bir tanesi de bu cephede yaşandı:
“57'nci Tümen Komutanı Kahraman Albayımız Reşat Bey, verdiği sözü yerine getiremediği için 27 Ağustos'ta Çiğiltepe'nin alınmasının yarım saat gecikmesi üzerine, görevini yerine getirememenin üzüntüsü ile kendisini vurarak intihar etmesiydi.”
Mustafa Kemal Paşa, Çiğiltepe sırtlarında çarpışan 57'nci Tümen Komutanlığını yeniden telefonla aradığında Albay Reşat Bey'in intihar ettiği söylendi ve yazdığı "Yarım saat zarfında o mevkiyi almaya size söz verdiğim halde, sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam." notu okundu.
- Tarihin altın sayfalarına kazınan tarih: 1922…
Mustafa Kemal'in komutanlığını yaptığı Türk ordusu, Yunan ordusunu Kütahya'da yapılan Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nde yenerek savaşın kesin bir Türk zaferiyle sonuçlandırdı. 1922 yılının 26 Ağustos günü başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos'ta Türk ordusunun mutlak zaferi ile sonuçlandı. Mustafa Kemal Atatürk, taarruz planlamasını büyük bir gizlilik içinde yaptı. Yunan güçleri, cansiparane mücadele eden Türk ordusu tarafından bozguna uğratıldı. Çok zorlu ama inançlı bir mücadeleyle geçen üç yılın ardından 26 Ağustos 1922'de günün ilk ışıklarıyla başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos günü Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nde kazanılan büyük zaferle sonuçlandı.
30 Ağustos 1922'de Başkomutanlık Meydan Muharebesi'nin başarıyla sonuçlanmasıyla, Gazi Mustafa Kemal Atatürk öncülüğünde başlatılan kurtuluş mücadelesi kesin ve kalıcı bir zafere ulaştı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün “Ordular, ilk hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!” emriyle başlayan Büyük Taarruz, sadece bir askeri başarı değil; milletimizin bağımsızlık iradesini tarihe kazıyan bir dönüm noktasıdır. 30 Ağustos, emperyalizmin zincirlerini kırdığımız ve Cumhuriyet'e giden yolu açtığımız gündür.
Aziz vatanımızın işgal günlerinde, itilaf donanması İstanbul'a, Fransızlar Adana'ya, İngilizler Urfa, Maraş, Samsun ve Merzifon'a, İtalyanlar, Antalya ve Anadolu'nun güneybatısına yerleşti. 15 Mayıs 1919'da ise itilaf devletlerinin izniyle Yunan Ordusu İzmir'e çıkarma yaptı. Bu durum karşısında Türk milleti, tarih boyunca gösterdiği "millet olma bilinci" içerisinde işgallere karşı Kuvayımilliye hareketini başlattı.
İki seçenek vardı: “Ya işgal güçlerine teslim olunacak ya da yıkılan yakılan bir ülke yeniden ayağa kalkacak ve küllerinden doğacaktı.”
1920'de TBMM'nin açılması üzerine işgal güçleri tüm baskıcı politikalarını Atatürk ve silah arkadaşları üzerine yoğunlaştırdı, özellikle Batı Cephesi'nde hareketlilik başladı. Yunan ordusu 1921'de Polatlı'ya kadar geldi. Polatlı'da dünyanın en uzun sürecek meydan muharebesinin hazırlıkları yapılıyordu. Sakarya'da 22 gün 22 gece süren kanlı çarpışmaların ardından durdurulan düşman ordusunu tamamen yurttan atmak amacıyla bir yıl kadar süren hazırlık döneminden sonra 26 Ağustos 1922'de Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz'u başlatan harekat emrini verdi. Bu emir, Türk ordularının zaferi ve bağımsızlığın kazanılması anlamına geliyordu.
“Mustafa Kemal Atatürk, 1924 yılında 30 Ağustos'u Zafer Bayramı olarak ilan etti. Bu tarih, Dumlupınar Meydan Muharebesi'nin zaferle sonuçlanmasının yıl dönümü olarak seçildi.”
Atatürk, şanlı zaferimizi şu cümlelerle anlattı: "Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Savaşı ve onun son parçası olan 30 Ağustos Zaferi, Türk tarihinin en önemli dönüm noktasıdır. Milli tarihimiz çok büyük, çok parlak zaferlerle doludur ama Türk ulusunun burada kazandığı zafer kadar kesin sonuçlu, yalnız bizim tarihimize değil, dünya tarihine yeni bir adım vermekte kesin etkili bir meydan savaşı hatırlamıyorum. Besbellidir ki yeni Türk devletinin, genç Türk Cumhuriyeti'nin temeli burada sağlamlaştırıldı, ölümsüz yaşayışı burada taçlandırıldı. Bu alanda akan Türk kanları, bu göklerde uçuşan şehit ruhları, devletimizin, cumhuriyetimizin ölümsüz koruyucularıdır. Türk ulusu burada kazandığı zaferle, açığa vurduğu gücü ve istemiyle, bu belli gerçeği bir kere daha tarihin bağrına çelik kalemle koymuş bulunuyor."
30 Ağustos bütün mazlum milletlerin uyanışına ve benliklerine dönüşümlerinin geçekleşmesini sağlayan istiklal ve kurtuluş meşalesinin yakılmasana vesile olan kutlu bir gündür. Tarihi Erzurum kongresinde alınan; ‘Vatan bir bütündür parçalanamaz, manda ve himaye kabul edilemez’ iradesinin kuvveden fiile çevrilmesinin yıl dönümüdür. Milletimizin bağımsızlık ve özgürlük uğruna verdiği destansı mücadelenin en büyük simgesi olan 30 Ağustos Zaferimizin 103’üncü yıl dönümü tüm yurtta ve Türk Cumhuriyetlerinde büyük bir coşkuyla kutlandı. Türk devletinin kuruluşuna giden Büyük Taarruz Zaferinin 103’üncü Yıldönümünü millet olarak her yıl büyük bir sevinç ve coşku ile kutluyoruz. 30 Ağustos bu aziz vatanın tapusunun bir kez daha bize ait olduğunun tescili ve dost düşman herkese ilanının yapıldığı tarihi bir gün ve tarihi bir dönüm noktası; Atatürk’ün Başkomutanlığında gerçekleştirilen emperyalistlerin destek ve güdümündeki saldırgan sürülerine ve onun emperyalist müttefiklerine son ölümcül darbenin indirildiği gündür. Hatta, 30 Ağustos bütün mazlum milletlerin uyanışına ve benliklerine dönüşümlerinin geçekleşmesini sağlayan istiklal ve kurtuluş meşalesinin yakılmasana vesile olan kutlu bir gündür. Tarihi Erzurum kongresinde alınan ‘Vatan bir bütündür parçalanamaz manda ve himaye kabul edilemez’ iradesinin kuvveden fiile çevrilmesinin yıl dönümüdür.
Bu aziz toprakları bizlere kuruluşta kapıyı açarak, kurtuluşta düşmandan arındırarak iki kez vatan yapan Türkün iki büyük evladı Sultan Alparslan ve Atatürk’e çok şey borçlu olduğumuz asla hatırdan çıkarılmamalıyız. Bu büyük Zafer destanlar yazan kahraman ordumuzun yüce milletimize şerefli bir armağanı olmuştur. O gün olduğu gibi bugün de millet olarak birlik ve dirlik içinde aydınlık ve güzel geleceklere yürüyeceğimizden herkes emin olmalıdır. İçte ve dışta milletimizin başına örülmek istenilen her kirli emel ve her hain tuzak dün olduğu gibi bugün de aziz milletimizin kararlılığı ve devletimizin gücü karşısında yok olmaya mahkûm olacaktır. Dün bize kefen biçmeye kalkanlara 30 Ağustos ile unutmayacakları şamar indirilmiş, bugünde milletimizden alacakları dersler şüphesiz olacaktır. Hain emeller peşinde koşanlara döktükleri şehit kanında mutlaka boğulacaklarına millet olarak inancımız tamdır.
Ordularımızın Başkomutanı Mustafa Kemal’in manevi şahsında bizlere bu günleri bahşeden kahraman ordumuza ve kahraman komutanlarımıza minnettarız. Tarihimizin altın sayfalarına destan yazdıran tüm şehit ve gazilerimizi rahmetle, minnetle yâd ediyor, hatıraları önünde saygı ile eğiliyoruz. Kahraman, asil milletimizin ve Kahraman Ordumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun. Hep birlikte el ele daha nice zaferlere…