BIST 100
12.448,79 0,64%
DOLAR
43,1931 0,03%
EURO
50,2098 -0,20%
GRAM ALTIN
6.398,48 -0,50%
FAİZ
36,80 -0,76%
GÜMÜŞ GRAM
124,18 -4,12%
BITCOIN
95.721,00 -1,88%
GBP/TRY
57,7464 -0,60%
EUR/USD
1,1596 -0,41%
BRENT
63,31 -4,83%
ÇEYREK ALTIN
10.461,51 -0,50%
İstanbul Parçalı Bulutlu
İstanbul hava durumu
10 °
  • ANASAYFA
  • GENEL
  • ADNAN YEŞİLDAĞ SAVAŞIN PERDE ARAKASİNDA NE VAR?

ADNAN YEŞİLDAĞ SAVAŞIN PERDE ARAKASİNDA NE VAR?

ADNAN YEŞİLDAĞ

Ortadoğu yine bir sis perdesinin arkasına saklanan gerçeklerle karşı karşıya. Kamuoyuna yansıyan görüntüde, ABD ve İsrail’in İran üzerinden yürüttüğü sert söylemler ve askeri hamleler öne çıkıyor. Ancak perde arkasında farklı bir senaryonun işlediğini görmek zor değil.

Bugün ekranlara baktığımızda sürekli aynı başlıklar dönüp duruyor: ABD İran’a ne yaptı, hangi adaya girdi, kaç asker sevk etti, uçak düştü mü, pilot kurtuldu mu… Bu yoğun bilgi akışı, aslında kamuoyunun dikkatini başka bir noktadan uzaklaştırıyor. Asıl mesele, gözlerden kaçırılmaya çalışılan gerçeklerdir.

İsrail, geçmişte olduğu gibi bugün de stratejik hedeflerini sessiz ve derinden ilerletme eğiliminde. Daha önce farklı coğrafyalarda uygulanan yöntemlerin benzerinin şimdi Lübnan’da devreye sokulduğu iddiaları yabana atılacak gibi değil. Yıkım, kıyım ve kontrol altına alma politikalarının, dünya kamuoyunun dikkatinden kaçırılarak yürütülmesi, modern çağın en tehlikeli manipülasyonlarından biridir.

Tam da bu noktada Körfez ülkelerine büyük sorumluluk düşüyor. Eğer akılcı ve uzun vadeli bir perspektif ortaya koyabilirlerse, kendi aralarındaki ayrılıkları bir kenara bırakıp ortak bir duruş sergilemeleri kaçınılmaz hale geliyor. Aksi halde Ortadoğu’nun geleceği, dış müdahaleler ve bölgesel parçalanmalarla daha da karmaşık bir hale gelecektir. Birlik ve dayanışma, sadece siyasi bir tercih değil, aynı zamanda bölgenin istikrarı için stratejik bir zorunluluktur.

Bazı medya organlarının bilinçli ya da bilinçsiz şekilde gündemi farklı yönlere çekmesi de bu sürecin önemli bir parçası. Sürekli değişen başlıklarla oluşturulan bilgi bombardımanı, toplumların gerçekleri görmesini zorlaştırıyor. Böylece sahada yaşananlar gölgede kalırken, algı operasyonları ön plana çıkıyor.

İsrail’in bölgedeki yayılmacı politikaları sadece Lübnan ile sınırlı değil. Golan Tepeleri üzerinden Suriye’ye müdahale kapasitesi, uluslararası hukukun ve Birleşmiş Milletler kararlarının çoğu zaman göz ardı edildiğini açıkça gösteriyor. Dün Gazze’de yaşananların benzerinin bugün Lübnan’da yaşandığı yönündeki değerlendirmeler bu nedenle dikkatle ele alınmalıdır.

Ateşkes adı altında sunulan kısa süreli duraklamalar ise çoğu zaman kalıcı barıştan çok, stratejik yeniden konumlanma fırsatı olarak değerlendiriliyor. Bu süreçte büyük güçlerin siyasi hesapları, bölge halklarının kaderini belirlemeye devam ediyor.

Öte yandan ABD iç siyasetindeki dalgalanmalar ve liderlik tartışmaları da dış politikaya doğrudan yansıyor. Özellikle Donald Trump gibi öngörülemez çıkışlarıyla bilinen isimlerin etkisi, bölgedeki gerilimi daha da artırabiliyor. Bu tür liderlik yaklaşımları, sadece askeri değil, aynı zamanda algı yönetimi üzerinden de şekillenen bir süreci beraberinde getiriyor.

Sonuç olarak; görünen ile gerçek arasındaki mesafe her geçen gün açılıyor. Ortadoğu’da yaşananlar sadece sahadaki çatışmalardan ibaret değil, aynı zamanda küresel bir algı savaşının da parçasıdır. Bu nedenle, izlediğimiz her haberin arkasında “gösterilmeyen ne var?” sorusunu sormak artık bir tercih değil, zorunluluktur.

YORUM YAP

Yorum yapabilmek için kuralları kabul etmelisiniz.
Yeni bir yorum göndermek için 60 saniye beklemelisiniz.

Henüz bu içeriğe yorum yapılmamış.
İlk yorum yapan olmak ister misiniz?