
ABD Başkanı Donald Trump, İran üzerinden istediğini alamayınca bu kez boğazları ablukaya alma tehdidiyle sahneye çıktı. Açık denizlerde gemileri sorgulama söylemi, uluslararası hukuku hiçe sayan, Ali kıran baş kesen misali bir çete anlayışının açık ilanıdır.
Ama bu kez dünya “dur” dedi…
Bir zamanlar küçümsediği NATO ve Avrupa’nın önde gelen ülkeleri; İngiltere, Almanya, Fransa başta olmak üzere açıkça safını belirledi: “Bu savaşta yokuz…”
Kırmızı kart sadece dışarıdan değil, içeriden de geldi…
ABD Senatosu ve Amerikan halkı, bu kirli hesapların parçası olmak istemiyor. “Madem kazandık, orada ne işimiz var?” sorusu artık bir itiraz değil, bir isyandır. Trump’ın savaş yetkisinin elinden alınması dahi konuşuluyor.
Trump yalnızlaşıyor. Güç gösterisi yapmaya çalıştıkça zemin kaybediyor. Bataklığa saplanmış durumda ve her hamlesi onu daha da aşağı çekiyor.
Bu oyunun perde arkasında ise Benjamin Netanyahu var…
Dünya kamuoyunda “Çocuk katili” olarak anılan Netanyahu, sadece bölgeyi değil, kendi halkını da gerilim ve korku üzerinden baskı altında tutan bir siyaset yürütüyor. Bir avuç güçle, fitneyle, algıyla dünyayı yönlendirmeye çalışan bu yapı; çıkarı bittiği anda en yakın müttefikini dahi gözünü kırpmadan harcar.
Türkiye’ye yönelik hadsiz söylemler ise bardağı taşırmıştır. Ancak unutulan bir gerçek var:
“Bu millet, Çanakkale Savaşı’nda olduğu gibi yine bir olur, diri olur. Türkü, Kürdü, Lazı, Çerkezi omuz omuza verir; hiçbir fitneye geçit vermez…”
Son söz:
Zorbalıkla kurulan düzenler çökmeye mahkûmdur.
Ve o çöküş başlamıştır… Unutmayalım! Yüce Mevlâmız mazlumlarla beraberdir…
