
Her toplum, zamanın akışını kendi değerleri süzgecinden geçirerek anlamlandırır. Bugün, küresel kültürün tek tipleşen kutlama biçimlerine karşı; kendi köklerimizden beslenen, temelinde akıl, ilim ve irfan yatan bir daveti başlatıyoruz. “Yılbaşını kutlamıyoruz; Nasreddin Hoca’nın nükteleriyle tefekkür ediyoruz” diyerek, hem tebessüm ediyor hem de köklü mirasımızı geleceğe taşıyoruz.
Neden Nasreddin Hoca?..
Nasreddin Hoca, sadece geçmişin bir figürü değil, her çağa hitap eden bir “muallim”dir. Onun hikayelerinde sadece mizah yoktur; sarsıcı bir gerçeklik ve her biri iman esaslarıyla yoğrulmuş bir hikmet barındırır.
Akıl ve Mantık topluma aynayı tutarken her zaman sağduyuyu ve mantığı ön plana çıkarır. Eğitici Nüktelerle Nasreddin Hoca güldürürken aslında insanın kibrini, hatalarını ve hayata bakışındaki eksiklikleri yüzüne vurur. İbretlik bakış açısıyla da her fıkrası, aslında hayatın geçiciliğine ve imtihan dünyasının inceliklerine dair birer ders niteliğindedir.
İman ve İnanç Temelli Bir Başlangıç…
Bu girişim, sadece bir karşı duruş değil, bir inşa hareketidir. Temeli inanç ve iman esasları üzerine kurulu bir geleneği başlatmak; çocuklarımıza Noel Baba gibi hayali figürler yerine, bizzat bu toprağın bağrından çıkmış, bilge ve vakur karakterleri tanıtmaktır. Bizim geleneğimizde “zamanın geçişi”, sadece eğlenceyle değil, geçen vaktin muhasebesi ve geleceğin duası ile karşılanır.
Tebessüm Ettirirken Düşündüren Bir Toplum…
Nasreddin Hoca’nın heybesinde her zaman herkese yetecek kadar hikmet vardır. O, “Dünyanın merkezi neresidir?” diye soranlara ayağının altını gösterirken bizlere aslında perspektifin önemini anlatır. İnsanın doğduğuna inananın, öldüğüne de inanması gerektiğini hatırlatırken dürüstlük ve tutarlılık dersi verir.
Bu yıl bir değişim başlatalım…
Ekranlarımızda, sofralarımızda ve sohbetlerimizde Hoca’nın o muazzam nüktelerini paylaşalım. Gençlerimize “göle maya çalmanın” aslında bir umut ve vizyon meselesi olduğunu, “eşekten düşmenin” ise sadece damdan düşenin anlayacağı bir empati dersi olduğunu anlatalım.
Kendi Işığımızla Aydınlanmak…
Kendi kültürüne yabancılaşan toplumlar, başka kültürlerin gölgesinde kalmaya mahkumdur. Bizler, akıl ve irfanla donanmış bu toprakların çocukları olarak, yeni bir takvim yılına girerken kendi ışığımızı yakıyoruz.
İnşallah bu adım, bir gelenek haline gelerek nesiller boyu devam edecek ve bizleri öz değerlerimizle yeniden buluşturacaktır.
Hasan Nazmi YEKREK – Emekli Milli Eğitim Müdürü
