

- Dokuz bin kilometre uzaklıkta bir coğrafya: Doğu Türkistan.

Bu topraklarda Türkçe konuşmak cezalandırılma nedeni sayılıyor. Minarelerden yükselmesi gereken sesler çoktan susturulmuş.
Birleşmiş Milletler raporları, insan hakları örgütlerinin belgeleri ve tanıklıklar, milyonlarla ifade edilen kayıp hayatlara işaret ediyor. Yüzler, binler değil; milyonlar...
Bu noktada sarsıcı bir soru çıkıyor karşımıza: "Daha kaç insanın kaybolması gerek?"
Sayılar büyüdükçe, duyarsızlık da artıyorsa mesele artık istatistik değil, vicdandır.

“Mavi Gök Nerede?” tam da burada devreye giriyor. Tiyatronun diliyle hatırlatıyor. Ne bağırıyor ne susturuyor. İzleyiciyi ikna etmeye çalışmıyor, tanıklığa çağırıyor.
Seyirci koltuklarında oturanlar dünyanın başka bir ucundaki sessizliği içlerinde duymaya başlıyor. Sahne ilerledikçe anlatı bir haber olmaktan çıkıyor; yakıcı bir gerçeğe dönüşüyor.

En çarpıcı gerçek şu: "Zulüm devam ediyor…"
Bu noktada tiyatro yalnızca sahnede değil, izleyicinin yüreğinde de yer buluyor.
Yolda taşlar var. Belki de asıl mesele o taşlardan kaçmak değil, engellere rağmen yürüyebilmektir
Bir oyun ya da tek bir cümle, belki bir coğrafyayı değiştiremez. Ama bir vicdanı harekete geçirebilir.
“Mavi Gök Nerede” bugüne kadar üç şehirde sahnelendi. Biz, imkânlarımız ve sınırlarımız ne olursa olsun, sanatın diliyle anlatmayı sürdüreceğiz. Ve her defasında yeniden soracağız:
Mavi Gök Nerede???
