
Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek bugün konuştu, piyasalar yine aynı soruyu sormaya başladı: “Gerçekten bir rahatlama mı geliyor, yoksa kontrollü bir illüzyon mu?”
Uzun süredir sıkı para politikasıyla adeta frene basan ekonomi yönetimi, şimdi yeni bir kredi paketiyle gaz mı veriyor? İlk bakışta çelişki gibi görünüyor. Ama işin aslı, Türkiye ekonomisinin tam da böyle bir denge oyununa mecbur olduğu gerçeği.
Çünkü sahada durum net: KOBİ’ler zorlanıyor. Nakit akışı sıkışmış, finansmana erişim daralmış, yatırım iştahı düşmüş. Reel sektör “biraz nefes” istiyor. Ankara ise o nefesi verirken enflasyonu yeniden alevlendirmekten çekiniyor. İşte bu yüzden Şimşek’in altını çizdiği “seçici kredi” vurgusu kritik.
Ama burada asıl mesele şu: Türkiye daha önce de “seçici kredi” denedi. Ve çoğu zaman o krediler, hedeflenen alanlardan çok daha geniş bir alana yayıldı. Yani teori ile pratik arasında ciddi farklar oluştu. Bugün açıklanan paketin kaderi de tam olarak burada belirlenecek.
Eğer bu paket gerçekten üretime, ihracata ve katma değerli yatırımlara giderse, sadece firmaları değil, enflasyonla mücadeleyi de dolaylı olarak destekleyebilir. Ama eğer kredi muslukları bir kez daha kontrolsüz şekilde açılırsa, kısa vadeli rahatlama uzun vadeli bir baş ağrısına dönüşebilir.
Şimşek’in önündeki tablo aslında oldukça net ama bir o kadar da zor:
Ekonomiyi soğuturken öldürmemek, canlandırırken de yakmamak.
Bu kredi paketi tam da bu ince çizgide yürüyen bir test olacak.
Ve belki de asıl soru şu: Türkiye bu kez gerçekten “hedefi tutturabilecek mi?”
NEVİN TAŞTAN
SMMM 

