DOLAR 32,8550 % 0.03
EURO 35,2028 % 0
STERLIN 41,7872 % -0.02
FRANG 36,8950 % -0.06
ALTIN 2.452,71 % -0,21
BITCOIN 66.652,01 0.667
ankara bayan escortPendik escortKadıköy EscortBostancı Escorthttps://goldlightjewels.com/ankara escortataşehir escortSpace Fortuna CasinoikimisliJackpot Bob CasinoMebbistrendyol indirim koduhttps://fedsang.org/silksleura.comistanbul escort bayanseocasibommatbetcasibomistanbul escortcasino sitelericasino sitelerideneme bonusu veren sitelerankara escortbettiltGrandpashabetgrandpashabetMeritkingMeritkinggrandpashabetgrandpashabetMeritkingcasibomcasibomcasibomjojobetmarsbahiscasibomcasibomholiganbetholiganbetimajbet jojobetjojobetpusulabetcasibommarsbahisgaziantep escortgaziantep escortbettilthacklinkbahsegel
Mustafa ŞENTÜRK TÜM YAZILARI

CUMHURIYET ÖNCESİ BİRLEŞMİŞ MİLLETLER CEMİYETİ TEMELLERİNİN ATILMASI

Yayınlanma Tarihi : Google News
0

“BM” hangi amaçla kuruldu?

Merhum Hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan, 1995’de TBMM’de Refah Partisi’nin bir grup toplantısının basına açık bölümünde Birleşmiş Milletler’in kuruluş yıldönümü münasebetiyle Birleşmiş Milletler teşkilatını anlatıyor.

İşte Birleşmiş Milletler ne amaçla kurulmuş, Erbakan Hocamızın ağzından aktaralım!

‘Birleşmiş Milletler projesi aslında dünya siyonizminin bir aksiyonudur. Bunu yüz sene evvel İsrail’i kurabilmek için icat ettiler.

O tarihte Sultan Abdulhamit Han Osmanlı Devleti’nin başkanıydı. Bu projeyi ne maksatla ortaya attıklarını bildiği için “Kesinlikle ben böyle bir oyuna müsaade etmem.” demişti. “Çünkü siz Birleşmiş Milletler adı altında benim karşıma Fransa temsilcisi diye orayı temsil eden bir siyonisti getirip koyacaksınız. İngiltere temsilcisi diye bir başka siyonisti getirip koyacaksınız. Efendim dünya böyle istiyor oyunuyla sözde İsrail’i kurmaya kalkışacaksınız. Böyle bir haksızlığa böyle bir oyuna asla müsaade etmem.” demiş idi.

Ancak o, tam tersine bütün gücüyle bu zulmü yürüttü. Bizim bu sözümüz karşısında söylediği söz şudur: “Birleşmiş Milletler bir mahkeme değildir, bir hak arama yeri değildir. Bir siyasi kuruluştur.”

Sultan Abdulhamit Han hayatta iken bu teşebbüs yürütülemedi.  Sultan, 1909’da tahtından indirildi ve 1916’da vefat etti. Ancak 1917’de ‘Cemiyeti Akvam’ adı altında bugünkü Birleşmiş Milletler’in ilk adımını atabildiler. Cemiyeti Akvam çalıştı, elinden gelen bütün gayreti gösterdi ve İngilizlerin işgali altında bulunan Filistin’de İsrail Devleti’nin kurulması için her türlü hazırlığı destekledi.

Öte yandan I. Cihan Harbi’nin hemen arkasından Almanya’da Hitler iktidara geldi. Bu defa bütün dünya Siyonizmi Hitler’le meşgul olmak mecburiyetinde kaldı. Hitler’i ortadan kaldırabilmek için dünya Siyonizmi Amerika’yı harbe soktu. II. Cihan Harbi bu nedenle yapıldı.

Harbin hemen arkasından 1944 yılında yapılan uluslararası konferanslarda ‘Asıl şimdi İsrail’i nasıl kuracağız? Bütün dünyayı siyonizmin etkisi altında nasıl tutacağız?’ çalışmaları başlatıldı. Bunun ilk ürünü olarak da Birleşmiş Milletler’in kurulması adımı atıldı. 26 Haziran 1945’de.

Birleşmiş Milletler Teşkilatı kurulurken  iki yüzlülük yapılmıştır. Bütün dünyaya sözde barışı koruyacaklarını, çevreyi koruyacaklarını, hukuku, hakkı üstün tutacaklarını ifade etmişlerdir. Ama asıl içerideki plan dünya siyonizminin yürütülmesidir.

Birleşmiş Milletler daha kuruluşta beş tane ülkeye veto hakkı verildi. Bu ülkelerden hiç biri müslüman ülke değil. Bu gün yer yüzünde 56 tane müslüman ülke var. 1,5 milyar Müslüman var. Ancak, hiçbirisinin Birleşmiş Milletler’de veto hakkı yok. Hem zaten veto hakkı ne demek? Niçin bazı ülkelere ayrıcalık tanınıyor? İşte bu kuvveti üstün tutma zihniyetinin bir sonucudur. Bu ezen, ezilen düzenin felsefesinin açık bir alametidir. Onun için daha kurulurken hakkı üstün tutan bir kuruluş olarak kurulmamıştır.

Birleşmiş Milletler’in ilk kararı, İsrail’i kurmak olmuştur. Amerika’nın uçaklarıyla İngiltere ve Fransa’nın tanklarıyla bütün batı gelmiş ve 1400 yıllık İslam toprakları üzerinde zorla İsrail’i kurmuşlardır. Halbuki bu Birleşmiş Milletlerin ilk temel prensibi zor kullanarak toprak kazanmak olmayacaktı. Daha ilk attıkları adımda söyledikleri prensiplerin hepsini çiğnemişleridir. Çünkü o prensipler dışarıya karşı maskedir, içeride ise tamamen kendi planlarını yürütmektedirler.

O gün, bu gün 50 yıl geçmiştir, bu 50 yıl esnasında görülen odur ki bu Birleşmiş Milletler, İslam düşmanlığı temeline dayanarak kurulmuştur. İşte bütün çifte standartlar buradan ortaya çıkıyor.

Irak’ı geldiler, yok ettiler. Libya’ya haksız yere ambargo koydular. Bosna’da Müslümanları 4 yıldan beri katlediyorlar. Çeçenistan’da Azerbaycan’da, Filistin’de, Keşmir’de, Somali’de dünyanın her yerinde müslümanlara karşı korkunç bir katliam yürütmüştür bu Birleşmiş Milletler.

Bugünkü Genel Sekreteri Butros Gali, zaten bir Ortodoks papazıdır. Bu adam bütün gücüyle İslâm aleyhine gece gündüz çalışmaktadır. Kendisine daha işin başında Müslüman ülkeler parlamenterler toplantısında yaptığımız görüşmede şu ikazı yaptık: “Bak senden önce bunlar yapıldı. Sen sözde Mısır’da dahi Dışişleri Bakanlığı yapmış birisin, Müslüman ülkelerle ilişkili olduğun için seni buraya getirdiler zahiren. Sen aynı çifte standardı ve İslam düşmanlığını yürütmeye kalkışma. Bu Birleşmiş Milletlerin sonu olur.” demiştik.

Şu düşünceye bakın siz! O zaman kendisine dedik ki: “Bak Birleşmiş Milletler, bir mahkeme değil, ama bir mahkemeden daha fazla hakkı üstün tutmak için gayret etmeye mecbur bir kuruluştur. Eğer buna uymazsanız, bu sizin sonunuz olur.”

Ne yazık ki o günden bu güne kadar işte dört yıldan beri görüldüğü gibi her yerde İslam düşmanlığı yapılmaktadır. Tabii asıl bizim yüreğimizi paralayan onların bu karakterleri apaçık ortadayken bir kısım Müslüman ülkelerin yöneticilerinin bu Birleşmiş Milletler’e kul, köle olmalarıdır, en haklı meselelerde dahi Butros Gali’den merhamet dilenmenin aczi içerisinde sürünmeleridir.  İşte asıl acı olan budur.

Bütün bunlardan dolayıdır ki; her zaman söylediğimiz gibi yeryüzünde altı milyar insanın refahi için kaba kuvvetin değil, çifte standardın değil, hakkın üstün tutulduğu yeni bir dünyanın kurulması şarttır ve bu yeni dünya, İslâm birliği ile kurulacaktır, bunun öncüsü de Türkiye olacaktır. Bu olmadıkça sadece İslam alemi bu çifte standartlardan kurtulamamakla kalmaz, aynı zamanda altı milyar insanda sadece ıstırap içerisinde yaşamaya mecbur kalır.

İşte Birleşmiş Milletler’in kuruluşunun 50. Yıl dönümü münasebetiyle bilinmek mecburiyetinde olunan gerçekler, bu söylediğimiz gerçeklerin ta kendisidir. Her meselede olduğu gibi bu meselede de elbette tek çare  Türkiye’de kahir bir çoğunlukla iktidara gelmesidir.

Onun için bu olayı sadece Türkiye’deki 80 milyon insanımız değil, yeryüzündeki 1.5 milyar İslâm alemi değil, 6 milyar insanlığın hepsi nefesi kesik sabırsızlıkla beklemektedir.

Çok aziz ve muhterem kardeşlerim; işte ne yazık ki Türkiye’deki yönetim bu söylediğimiz şuursuz yönetimlerden bir tanesi, bunun en açık örneklerinden birisidir. Batı aşıklığı, gavur aşıklığı, batı taklitçiliği zihniyeti yüzünden görüldüğü gibi sadece batıya kul köle olmakta ve bütün İslâm alemine yapılan haksız tecavüzler karşısında batılıları desteklemektedir.

İşte buyurunuz, bakınız sadece Birleşmiş Milletler değil NATO dahi bu gün açıkça: “Benim düşmanım İslâm’dır.” diyor ve düşman rengi olan kırmızının yerine yeşili koymuştur. Bunlar hâla o NATO’yu insanlık hayrına bir istikamete çevirmek şöyle dursun, onun İslâm düşmanlığına bütün güçleriyle katkıda bulunmaktadırlar.

Merhum Erbakan Hocamız; Batı’nın çirkin yüzünü defaatle konuşmalarında dile getirmiştir. Ancak, Birileri bunun önünde hep engel olmuştur. Erbakan Hocamız son nefesine kadar vazifesini elbette ki layıkıyla yaptı ve inşallah Rabbinin huzuruna gönül rahatlığıyla vardı.

Netice itibariyle her kulun yaptıkları kendi amel defterine yazılıyor. O halde Yüce Allah’ın huzuruna aynı hislerle varabilmek için her Müslümanın, bu aziz milletin her bir ferdinin aynı gayret, aynı aşk ve şevkle çalışmak zorunluluğu vardır.

Yüce Allah, hepimize layıkıyla iman eden, kabul olan salih amel işleyen ve kendi yolunda hakkı ve sabrı tavsiye (cihat) eden kullarından eylesin!..’

Birleşmiş Milletler’in kuruluş teması dünyada  tüm Yahudileri tek çatı  altıda toplayarak büyük İsrail’i kurmaktır. Vilayetleti Mısır, Irak, Erzurum, Çorum, Konya, Bursa  kordon boyu arası  verimli topraklarda harita üzerinde belirtilmiş stratejik plandır. Yüz yıllık stratejik planları  gerçekleştirmek için Müslüman kardeşleri öldüren yine onlar değil mi?

Kimse diyemiyor bu nasıl Birleşmiş Milletler, insan hakları beyannamesine aykırı davranışlar yapabiliyor? Türkiye’den başka yanlış yapıyorsun diyen yok

Demek ki kendilerinden olmayanların söz hakkı olmadığı kararlara yaptırımcı, hükmü olmayanlar dış kapının mandalıdır.

İnsan hakları beyannamesinin yeniden gözden geçirilmesi için 1945 kurucuları Türkiye’nin ev sahipliğinde yeniden düzenlensin, görelim.

Altı daimi üyeden biri Türkiye olarak üzerine düşeni fazlası ile yaptı. Diğerleri neden yapmadı?

Çalışmalarına başlayabilmek için zor şartlarda Türkiye üstlendi.

Yetmiş sekiz yıldır bir genel çıkaramadı.

Burada Yahudilerin hakları temsil edilirken Müslüman’ı  planlarına  alet etmeye çalışıyorlar. Türkiye oldukça bu planlara izin vermeyecektir.

Dünya Yahudileri toplanarak asıl amaç Müslümanları yok etmektir. Zaten Müslüman kardeşleri öldürüyorlar, ülkeleri işgal ediyorlar. Bu yolun sonunda hain numune stratejik planı olan ‘Müslümanları aç bırakacağım, dininden uzaklaştıracağım, köle edeceğim, lokma edip yapacağım.’ ideolojisidir. Bunca katliamların arkasından hala uyanamayan Türk milleti uyuyakalır.

Yahudi cemaatlerinden isen yaşama hakkın var, ticaret erbabı olursun veya makam sahibi olursun. Onlara hizmet etmek zorundasın. Şartların dışına çıkarsan affetmezler.

Yönetiminde olan bir kardeşim işsiz idi. İş ararken Yahudiler ona iş verdi, sonra teşvik ettiler, müteahhit oldu, onlar ile çalışıyor. Onların cemaatlerinde  ortam kurdu.

Birleşmiş Milletler dünyaya hakkı, adaleti getirmek için kurulmadı ve bu amaç için çalışmıyor. Ya ne için? Tüm Yahudilerin büyük devlet olması için, onların hakları korumak için çalışıyor.

Teknoloji nasıl yapılabilir, Müslümanlardan öğreneceksin.  Makine nasıl yapılabilir, bankacılık  ve finans, basin-yayın, Müslümanlardan öğreneceksiniz. Çiçeğe şu nasıl verilir, Müslümanlardan öğreneceksiniz. Tüm finansı, başını, kültür-sanat camiasını kendinize göre yetiştireceksiniz, sonra ‘Ben seni geçtim.’ diyeceksiniz. Kurduğunuz sistem katleden bir sistem oldu.

Allah’ın gönderdiği Kur’an-ı Kerim’de ‘Son Peygamber’e tabi olacaksınız.’ buyuruyor. Sen levhalardaki hadisleri kendine  göre yazacaksın, toplumu yanıltacaksın. Sonra ‘Ben dünyanın efendisiyim.’ diyeceksin. Hak yok, adalet yok, kul hakkı gözetmek yok. Tüm insanlığı sömüreceksin, sonra “Ben Birleşmiş Milletler’i kuruyorum.” İnsan hakları beyannamen ile dünyayı  yöneteceksin.

Birleşmiş Milletler ne iş yapar? Dünyada hakkın hakim olmasına çalışır, adaleti sağlar, nerde haksızlık, yoksulluk varsa seferber olur, nerde toplumun zafiyetleri varsa hemen düzeltir. Siz ne yapıyorsunuz? Ayrımcılık, taraf tutmak. Kendi cemaatlerinize çalışıyorsunuz.

Türkiye Asya ülkeleri, Avrasya ülkeleri, Ortadoğu ülkeleri, Kuzey Afrika ülkeleri, Balkanlara kadar Kore gibi, Hindistan  gibi, Kazakistan gibi ülkeler ile Birleşmiş Milletler neden kurulmasın? İlk kararı İslam birliğini kurmak olsun.