DOLAR 27,4141 % 0.34
EURO 29,0635 % 0.06
STERLIN 33,4978 % 0.16
FRANG 29,9748 % 0.17
ALTIN 1.639,36 % -0,19
BITCOIN 746.146 1.364
diyarbetdiyarbetganobetbetmarlosweet bonanzaegt oynademo slot oyunlarıjojobet girişizmir escortescort konyamarmaris escortdeneme bonusu veren sitelerdeneme bonusu veren sitelerankara bayan escortescort bucafilm izlefilm izledeneme bonusu veren sitelerhttps://www.antalyakongresi.com/canlı casinohttps://www.turkcasino.net/deneme bonusu veren sitelerkayseri escortfethiye escortümraniye escortPendik escortAtaşehir escortKurtköy Escortankara escortKadıköy EscortKartal EscortBostancı EscortManavgat escortgaziantep escortgaziantep escorthttp://www.milano2018.com/http://www.elculturalsanmartin.org/canlı casinohttps://www.antalyakongresi.com/https://www.newstrendline.com/casino siteleriBeylikdüzü EscortBahçeşehir Escortfethiye escorthttps://goldlightjewels.com/

AYDIN ALAS: “MÜCADELECİ OLMAK…”

Yayınlanma Tarihi : Google News
AYDIN ALAS: “MÜCADELECİ OLMAK…”

– Mücadele edenler her zaman kazanamayabilir, lakin kazananlar hep mücadele edenler arasından çıkar.

İnsanın hayatta bir hedefi olmalı. Daha iyi bir yaşam, daha iyi bir gelecek ve sevdiklerine daha güzel imkânlar sunmak gibi… İnsanın bu hayatta bir hedefi olmalı, başka insanlara da başarmaları konusunda yardımcı olmak gibi… İnsanın bu hayatta bir hedefi olmalı, bilgisinin, malının, yeteneklerinin zekâtını vermek gibi…

Birçok insanın günlük yaşadığını gördüğümde onlar adına üzülürdüm ve düşüncelerini değiştirmeye çalışırdım. Zaman geçtikçe anlıyor insan, bazı insanların değişmeyeceğini. Çünkü değişim korkutuyor insanları. Konfor alanını terk etmek, alışılmışın dışına çıkmak, belirli bir süre için olsa da düzeninden fedakarlık yapmak bir çoğumuzun işine gelmiyor.

İnsanları korkutan bir diğer olgu ise başarısızlıktır. Başarısız olma, hata yapma duygusu acı veriyor insana. Çocukluğunda yaşadığı travmalar, yaptığı hatalar ya da edindiği başarısız tecrübeler nedeniyle insan sanal bir algı yaratıyor kendi zihninde. Bu algının ötesine geçebilenler hayatta olmak istedikleri yöne doğru ilerlerken, bu algı eşiğini geçemeyenler ise oldukları yerde saymaya hatta daha da geriye gitmeye devam ediyor.

İnsanın önündeki en büyük engel kendisidir. Çevredeki şartlar ne kadar olumsuz olursa olsun, gerçekten isteyen bir insan bir çıkış yolu bulabiliyor kendisine. Bunun tarihte örnekleri var, sporda, sanatta ve bilimde de birçok örneği var aslında…

Bir insan her zaman doğru yapmak zorunda değildir. Arada yanlış yapma hakkımızın da olduğunu unutmamamız lazım. İnsan yanlış yapma hakkından vazgeçerse şayet, yeni şeyler öğrenme ve gelişme şansını da kaybetmiş olur. Çoğu insan başarı yerine mükemmelliği hedefliyor. Bu yüzden denemeye cesaret bile edemiyor. Hiçbirimiz mükemmel olmak zorunda değiliz. Fakat mükemmele yaklaşmak için mücadele etmek durumundayız.

İki türlü insan vardır. Birincisi bir problem karşısında donup kalan ya da söylenip duran ve bir etki yaratamayan insan… Diğeri ise o problemi avantaja çevirmek için mücadele etmeye başlayan, mücadelesine devam eden insan. İkinci tip insan, başaramasa bile en azından denedim der ve iç huzura kavuşur. Diğeri ise bir mum yakmak yerine karanlığa sövmeye devam eder ve o karanlıkta kaybolup gider.

Bir şeyin değerli olabilmesi onun için verilen mücadele ile ölçülür. Bir dağcının yüksek bir tepeye tırmanırken çektiği zahmeti yaşamamış olsanız bile filmlerde mutlaka izlemişsinizdir. O dağcı zirveye ulaştığında ne hissediyorsa, başarıya ulaşan insan da verdiği mücadelenin meyvesini topladığında aynı şeyi hissedecektir. Zorluklar başarının değerini arttıran güzelliklerdir.

Eğer bir şeyin zor olduğunu düşünüyorsak, bu bizim ona yüklediğimiz anlamla ilgilidir. Bir insan kendisine koyduğu hedefi parçalara ayırır ve yaptığı şeyi yapmaya devam ederse o zorluğun üstesinden gelecek ve hedefine ulaşacaktır. Önemli olan ilk adımı atmak ve sonrasında bir adım daha ve bir adım daha…

– Ne için mücadele edeceğiz?

İnsanın en büyük mücadelesi kendisiyle olan mücadelesidir. Kendinize meydan okumalısınız. Sizi potansiyelinize ulaştıracak işleri yapmalı, kendinizi aşmanızı sağlayacak hedeflerle yaşamalısınız. Daha fazlasını yapabilecek kabiliyetteyken ölüp gitmek ve sonunda bir hiç olmak mı? Yoksa kendi nefsine, kendi şeytanına meydan okuyarak hem yaratıcı katında istenilen insan olup hem de kendi hayatında fark yaratan bir insana dönüşmek mi?

Bazen arkadaşlarımla konuşurken, benim maddi olarak bir şeye ihtiyacım yok, bundan sonra çalışmasam bile bana yeter dediklerini duyuyorum. Sonra düşünüyorum ve kendime şunu soruyorum. Ben böyle bir insan olmak ister miyim? Daha fazlasını yapabilecekken, başka insanlar adına da bir şeyler yapabilecek güç, enerji ve potansiyele sahipken bunu kullanmıyor olmak ne kadar bencilce bir durum öyle değil mi? Bu dünyada sadece kendisini düşünen insan gerçekte yaşıyor mu yoksa sadece nefes mi alıyor?

İnsanların çoğu 25 yaşında ölüyor ve 75’inde gömülüyor. Hayallerini kaybetmiş, hedeflerini ve zamanını küçük bir maaş için satmış bir insan fark yaratabilir mi sizce?

Alibaba’ nın kurucusu Jack Ma, Yaratıcı olmadığı söylenerek gazeteden kovulan Walt Disney, Hary Potter’ın yazarı J.K. Rowling, Hayatı “Umudunu kaybetme” filmine konu olan Chris Gardner, 12 yaşında IBM’in en genç programcısı olan dahi çocuk Tanmay Bakshi, Amazon’un kurucusu Jeff Bezos… Gibi insanların hikâyelerine baktığınızda gerçek bir fark yarattıklarını görebilirsiniz.

Ebetteki fark yaratan Türkler de var. Hem de fark yaratma konusunda sayımız giderek artıyor ve dünyada yeniden ses getiren bir ulus haline geliyoruz. Dünyada ses getiren isimlerden birkaç tanesini sizlerle paylaşmak istiyorum.

  • Hamza YERLİKAYA: Simit tablasını taşıyarak başladığı hayat mücadelesini, asrın güreşçisi unvanıyla tamamladı.
  • Nezih BARUT: 23 yaşındayken 7 kişinin çalıştığı bir şirket kurdu, kurduğu şirketi yıllar içinde 3.000 kişinin çalıştığı en büyük ilaç şirketi yaptı.
  • Doğan CÜCELOĞLU: 11 Çocuklu bir ailede doğdu, iletişim alanında 1 numara oldu
  • Mehmet OKUR: Yalova’dan NBA’e uzanan azimli bir insan.
  • Fatih TERİM: Bir seyyar satıcının oğlu olarak doğdu, futbolun imparatoru oldu.

Biliyorum, bazılarımız asla bu insanlar gibi olamayacaklarını düşünüyor. Ancak mesele yaptıklarımızla Dünyayı sallamak değil. Peki nedir mesele? Bulunduğumuz yerde bir fark yaratmak. Küçük başlamak, ama büyük düşünmek… Bizden geçti diyerek kestirip atmamak. Yaptığın en iyi şeyi yapmaya devam etmek. Birilerine ilham olmak asıl mesele.

Futbolda her zaman gol atmak önemli değildir. Herkes gol atmak zorunda da değildir zaten. Bazıları pas verir, bazıları topun kendi kalesine gitmemesi için mücadele eder, bazıları da buna engel olur. Bir ailede en az bir kurtarıcı vardır. Belki herkesi sırtında taşıyamaz. Ancak birilerinin işini kolaylaştırabilir. Ya da birilerinin önünü açabilir.

Konfüçyüs ne demiş? “Ya bir yol bul, ya bir yol aç, ya da yoldan çekil.” Eğer hiçbir şey yapmak istemiyorsanız, bari yapana engel olmayın ve yoldan çekilin. Unutmayalım! Su akar, yolunu bulur!

YORUM YAP