DOLAR 31,1722 % 0.05
EURO 33,8060 % -0.05
STERLIN 39,5210 % -0.04
FRANG 35,4168 % -0.02
ALTIN 2.034,63 % 0,08
BITCOIN 1.787.056 2.475
izmir escortescort konyaankara bayan escortümraniye escortPendik escortKurtköy EscortKadıköy EscortKartal EscortBostancı EscortManavgat escortgaziantep escortgaziantep escortBahçeşehir Escorthttps://goldlightjewels.com/konya escortankara escortvdcasinobets10bahsegel10 girişMatadorbetataşehir escortMarsbahismarsbahisSpace Fortuna CasinoikimisliJackpot Bob CasinoBaywin Güncel GirişMebbistipobetbetkom1winmarsbahisonwintrendyol indirim kodujojobetmarsbahisimajbetcasinovaleholiganbet

MENFAAT İYİ BİR ŞEY Mİ YOKSA KÖTÜ BİR ŞEY Mİ?

Yayınlanma Tarihi : Google News
MENFAAT İYİ BİR ŞEY Mİ YOKSA KÖTÜ BİR ŞEY Mİ?

Menfaat, herhangi bir kimseden ya da durumdan fayda sağlamaya verilen addır. Menfaatçilik ise; karşısındaki insanın, zarara uğrayabileceğini ya da sıkıntıya düşebileceğini umursamadan, o kimseden faydalanmaya çalışmaktır. Bu durumda her hangi bir kimseden menfaat elde etmek ile sadece kendi çıkarını düşünerek menfaatçi durumuna düşmek arasında çok ciddi bir fark vardır.

İnsan doğası itibariyle başkalarına muhtaç bir biçimde hayatta kalabilen bir varlıktır. Başkalarına muhtaç olarak Dünyaya gelen bir varlığın yine başka bir kimseden fayda sağlaması gayet normal bir durumdur.

Toplumumuzda “menfaat” kelimesi pek hoş karşılanmaz. Bu kelime ile anılmayı, menfaat elde ediyor gibi görünmeyi çoğu kimse istemez. Hatta bazıları bir durumda menfaati olsa bile bunu alenen gizlemeye çalışır. Benim bundan bir menfaatim yok ki diyerek, varmaya çalıştığı noktanın üstünü kapatmak için yoğun bir gayret sarf eder. Bunun sebebi, toplumun bu kelimeye negatif anlam yüklemesinden kaynaklanmaktadır.

Oysaki menfaat zaten hayatımızı devam ettirebilmemiz adına oluşturulan doğal bir alma-verme dengesidir. Örneğin karnı acıktığı için lokantaya girip bir şeyler yiyen birisini ele alalım. Müşteri içeri girer, bir şeyler sipariş eder, karnını doyurur ve hesabı öder. Lokantanın sahibi de kendisine teşekkür eder ve vedalaşırlar. Sizce burada menfaat sağlayan taraf hangi taraftır?

Daha farklı bir örneği ele alalım. Mesela bir bebek düşünelim. Bebeklerin bakıma muhtaç olduklarını, ilgiye ve şefkate ihtiyaç duyduklarını hepimiz biliyoruz. Hiç şüphesiz ki, Anne ve Babaların çocukları üzerinde çok büyük hakları vardır. Onlara bakıp büyüttükleri ve ihtiyaçlarını giderdikleri için. Bir çocuk büyüyene kadar ailesinden menfaat sağlar. Bununla beraber çocuğun ailesi de çocuktan menfaat sağlar. Ebeveynler içlerindeki sevgi ihtiyacını büyük oranda çocuklarından sağlarlar. Bu nedenle aile içindeki bu gizli menfaat ilişkisi de aslında karşılıklıdır.

Her insanın doğası gereği birbirinden farklı ihtiyaçları vardır. Abraham Maslow bu ihtiyaçları 1943 yılında belirlemiş ve konuyla ilgili yazdığı makalesinde bir piramit resmi çizmiştir. Bu piramit günümüz psikoloji dünyasında halen daha kullanımda olup yıllardır geçerliliğini korumaktadır.

Yukarıda gördüğümüz şekilden de anlaşılacağı üzere, insanın tek ihtiyacı maddiyat değildir, yani sadece para ile satıl alınabilecek şeylerle sınırlı değildir. İnsan ihtiyaçlarını sadece maddeyle ölçmeye çalışmak, materyalist zihniyete sahip kişilerin savunduğu bir tezdir. İçlerinde sevgi olmayanlar, sevginin bir ihtiyaç olduğunu anlayamazlar. Saygının ne olduğunu bilmeyenler ve sürekli saygısızlık yapanlar, bunun bir ihtiyaçtan kaynaklandığını asla anlayamazlar.

Anlatmak istediğim menfaatin iyi bir şey olduğu değil, gerekli ve zorunlu bir şey olduğudur. Mesela bir arkadaşınız ile hiç çıkar gözetmeksizin oturup sohbet etmek ve güzel vakit geçirmekte ne gibi bir menfaat olabilir? Hiç düşündünüz mü? Maslow’a göre bu bir ihtiyaç. Eğer bir şeye ihtiyacınız varsa, ondan fayda sağlarsınız ve fayda sağladığınız şey sizin menfaatinize olur.

Bir kişi size vaktini ayırdıysa sizi kendisiyle sohbet etmeye eşdeğer bulmuş demektir. Bunda olumsuz bir şey yok. Buradaki menfaat olumlu anlamda sayılabilecek bir menfaattir. Binali aleyh menfaati de temelde olumlu ve olumsuz şeklinde ikiye ayırmak mümkündür. Biz Türkçede olumlu anlamda olan menfaati “fayda” şeklinde adlandırıyoruz.

Biraz derin düşündüğümüz zaman, aslında iletişim kurduğumuz herkesten bir şekilde fayda ya da zarar görebiliriz. Bu iletişimimizin ne yönde olduğuna bağlıdır. Mesela bir esnaf olduğunuzu hayal edin. Sıradan bir müşteri girdi kapıdan içeriye. Kıyafetine baktınız ve kendi kendinize dediniz ki:

  • Bu kişinin çok parası yok. Benden en fazla 10 liralık bir şey alabilir.

Fakat siz yine de bu kişiyi güzel karşıladınız. Onun gönlünü hoş edip dükkânınızdan güzel bir şekilde uğurladınız. O müşteri sizin dükkânınızdan bir şey satın almadan gitmiş olsa bile, belki de sizi farklı yerlerde anlatarak size daha farklı müşteriler gelmesini sağlayacak ve satışlarınızı arttıracaktır. Hani eskiler derler ya, yüzü sirke satan dükkân açmasın diye… Sanırım bu cümle tam da bunun için söylenmiş olmalı.

Nitekim değerli dostlar. Başkasının zarara uğrayacağını düşünm0enfaatieden hareket etmek menfaatçiliktir. Fakat bunun haricinde ki tüm davranışlarımızın mutlaka bir karşılığı vardır.

Bir kimseden bir fayda elde etmek kötü bir şey değildir. Kötü olan, o kimsenin iyi niyetini kendi çıkarı uğruna kötüye kullanmak ve iyi niyetini suiistimal etmektir. Bir dostunuz bir sıkıntıya düştüğünde ve sizden yardım istediğinde, sizden bir menfaat sağlayacağı için yardım etmeyecek misiniz? Bir kere yardım edersiniz, belki ikinciye de edersiniz. Fakat aynı şeyi siz ondan istediğinizde bahaneler üretmeye başlarsa bu sefer hem yardımınızı hem de ilişkinizi kesersiniz.

Hayat çoğu zaman bir deneme yanılma tahtasıdır. Bu tahtayı ne kadar çok kullanırsak, hayatta o kadar çok tecrübe kazanırız. Tahtayı kullanmayıp kendi kabuğumuza çekilirsek, dış dünyada o kadar çok zorluk çekeriz.

Yani demek istediğim şey aslında şu: Hayatta bir yere gelebilmek için, başkalarından yardım isteyebilmeyi ve bunu bir gurur meselesi yapmayı bir kenara bırakmak lazım. Eğer içimizdeki samimi sesi duyabiliyorsak ve atacağımız adımda karşımızdakine zarar vermeyeceğimizden %100 eminsek, yardım istemekten çekinmememiz lazım. Tekrar söylüyorum. Menfaat elde etmek kötü bir şey değil. Menfaatçi olmak kötü bir şey… Şayet elde edeceğimiz menfaatin karşılığında bir değer sunamayacaksak, bu durumda geri planda kalmak daha doğru bir davranış olur. Fakat ileri bir hamle yapacaksak da, mutlaka başkalarının desteğine ve yardımına ihtiyacımız var demektir.

Öyle bir hale geldik ki, birbirimizden yardım istemeye çekinir olduk. İnsanlar birbirlerine olan güvenini kaybetmek üzereler. Bunu defalarca yaşadı. Çoğu zaman etrafımızdaki pek çok kimsenin sözlerini tutmadıklarını gördük. Bugün çok değerli Hasan Aygın isminde bir arkadaşımın facebook paylaşımında da benzer bir şey okudum: “Dostluğun süresi menfaat bitene kadardır. Rabbim menfaatsiz dostluklar nasip etsin.” Aslında bu paylaşım, toplumdaki ilişkilerin açık bir yansımasıdır (anlayana).

Neticede ne yapmalı ve nasıl davranmalıyız? Aslında insan bunu yaşayarak kendisi de bulabilir değerli dostlar. Ben size ne yapacağınızı söylemeye hayâ ederim. Ancak şunu biliyorum ki, hayat her şeyi tecrübe edebilmek için yeterince uzun değil. Bu yüzden bize rehber olabilecek olan insanların, ermişlerin ya da peygamberlerin hayatlarını kendi hayatımıza entegre etmeye çalışırsak daha az üzülürüz ve daha çok mutlu oluruz kanaatindeyim. Sosyal ilişkilerimizde almaktan daha çok vermeye odaklanmalıyız. Çünkü bir hadis-i şerifte “Veren el, alan elden daha üstündür.” Buyuruluyor. Elbette ki önce kendimizi ve ailemizin menfaatini de gözeterek bunu yapmalıyız. Mesela gülümsemek bedavadır. Güzel söz söylemek bedavadır. Sizden bir şey eksiltmeyeceği gibi, size yine güzel bir biçimde geri döner. Evdeki yemek artıklarını bahçedeki kedi köpekle paylaşmak bedavadır. Sizden bir şey eksiltmez ancak bir canın karnını doyurur.

İster veren taraf olalım, ister alan taraf olalım. İlişkilerimizde dikkat edeceğimiz husus verdiğimiz sözlere uymak ve Allah’ın rızasını gözetmek olursa daha az problem yaşayabiliriz. Bazen gördüğümüz zararları kafamızda çok büyütmemizin sebebi yaratıcının bunu karşımıza bir sebep olarak çıkardığını unutmak olabiliyor. Bazen gerçekten imtihan dünyasında olduğumuzu unutabiliyoruz. İstiyoruz ki hayatımız problemsiz olsun. Fakat maalesef ki bu pek de mümkün değil. Hayatımızdaki bütün problemler bizim kendimizi geliştirmemiz için ve daha iyi versiyonumuza ulaşabilmemiz için var. Yaşadıklarımızdan bazen menfaat sağlarız, bazen de kayıplar yaşarız. Menfaat sağladığımızda hoşumuza gider, sesimiz çıkmaz ancak hak etmediğimizi düşündüğümüz bir şey yaşadığımız zaman herkesten çok sesimiz çıkar!

Umarım yaşadığımız tüm olaylardan ders çıkarma şansına sahip olabiliriz. Sonraki yazımda görüşmek üzere dostlar, kendinize çok iyi bakın.

Aydın ALAS

Girişimci – Araştırmacı / Yazar

YORUM YAP