Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.
Hamd, Alemlerin Rabbi Allah’a salât ve selâm Efendimiz Hazreti Muhammed (sallalâhu aleyhi ve âlihi ve sellem) , Âl-i Âbası, Ehl-i Beyti ve Ashâbı üzerine olsun.
***
Üzülerek belirtmemiz gerekir ki! Hak‘ tan uzaklaşarak, inanç ve insanlık değerlerini kaybedip dünyevileşip bireyselleşen insanların uygulamalarından birisi de anne ve babalarına karşı akreplerin dünyasında yaşanan tavra benzer bir tavır sergilemeleridir.
Akreplerin dünyasında var olan bir vakanın günümüzde insanlığın anne ve babasına karşı sergilediği tavır bakımından geldiği noktaya çok benzediği için okuyucularımızın affına sığınarak anlatmaya çalışalım..
***
Akrepler dünyasında anne akrep doğum yapan diğer canlılar gibi yavrularını yaklaşık bir yıllık hamilelik döneminden sonra doğurur.
Doğum yaptıktan sonra yavruları yetişip kendi ayakları üzerinde duruncaya kadar onları sırtında taşır.
Ama üzücü olan şey bu yavru akrepler kendilerini sırtında taşıyan annelerinin etini koparıp yiyerek beslenmeleridir.
Anne akrep acıya dayanamazsa da şikayet etmeyip susar, dayanacak gücü olduğu kadar dayanmaya çalışır.
Çocukları daha da güçlenmeye başlayıp kendi ayakları üzerinde durmaya başladıklarında ,
Anne akrep de her geçen gün daha da zayıflar ve hareketi yavaşlar.
Yavru akrepler yetişip kendi yiyeceklerini bulup yalnız yaşamaya hazır olduklarında ise artık annelerinin gücü tükenmiştir.
Bu süre içinde anne akrep yavrularının yetişip büyümeleri için kendisini feda ederek bu uğurda kurban olmuştur.
***
Bu vakıa haktan uzaklaşarak dünyevileşip bireyselleşen bazı insanların yaptıkları gibi;
Kendi çocukları için yemeyip yediren, giymeyip giydiren eğitimi için her türlü fedakarlığı yapıp büyütüp yetişmesi için çabalayan hayatlarını feda eden anne ve babaların, evlatlarına en çok ihtiyaç duydukları düşkünlük çağlarında evlatlarından gördükleri karşılık nedir?
Evlatların anne ve babalarına karşı, tıpkı akrep yavrularının annelerine yaptıkları gibi kendi çıkarı için anne ve babalarını harcamak !
Anne ve babalarını kendilerine yük gibi görüp onları başlarından atmak için uydurup icat ettikleri ‘‘’huzur evleri ’ dedikleri huzursuz evlere yerleştirerek ölüme mahkum etmeleridir.
Peki bu uygulamayı yapan insanların akrebin çocuklarından farkı var mı?
Buna rağmen güzel yurdumuzun diğer illerinde yaşayan yaşlı anne ve babalarına bakan güzel insanlarını tenzih ederek Anne ve babalarını huzur evi, yaşlı bakım evi aslında ölümü bekleme duraklarına terk etmeyen ve ihtiyaç duyulmadığı için ülkemizde bu alanda Huzurevi ve yaşlı bakım evlerinin bulunmadığı iller olan ;
Adıyaman, Batman, Bingöl, Bitlis, Diyarbakır, Erzurum, Gümüşhane, Hakkari, Iğdır, Kırıkkale, Kilis, Mardin, Muş, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak. illerimizdeki güzel insanlarımızı da tebrik ve takdir etmeden geçmeyeceğiz.
Anne ve babalara yapılan bu vefasızlık ve nankörlüğün cezası var mı?
***
Bu konuda Alemlerin rabbi Allah ve âlemlere rahmet olarak gönderilen nebisi Ehl-i Beytin Atası Hz. Muhammed (Sallahu Aleyhi ve Âlihi ve Sellem ) efendimiz şöyle buyuruyor :
“Yazıklar olsun! Bir kez daha yazıklar olsun! ve bir kez daha yazıklar olsun!”
‘Kime yazıklar olsun ey Allah’ın Resulü? diye sorulunca
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle cevaplamış:
“İhtiyarlık zamanlarında anne-babasından birine yahut her ikisine yetişip de (kendilerine gereken hürmeti göstermediği için) cennete giremeyen kimseye.” (1)
Bu hadiste geçen ve “yazıklar olsun” tabiri meşhur muhaddis İbn Hacer’e göre rezil rüsva olma anlamında bir nevi bedduadır. (2)
Bu ifade, beddua anlamına geldiği gibi anne babaya iyilik ve ihsanda bulunulmayan kimsenin cennete girmeyeceğine ve gerçek manada rezil rüsva olacağı anlamına gelmektedir.
***
Nitekim anne babaya hürmet gösterip onların rızasını kazanan, Yüce Allah’ın da rızasını kazanacak ve ebedi mutluluğa kavuşmuş olacaktır.
***
Ancak anne babasının kadr ü kıymetini bilmeyip onların rızasını kazanamayan, Yüce Allah’ın rızasına da nail olamayacak ve cennetten mahrum olmak gibi büyük bir hüsrana duçar olacaktır.
Bundan dolayıdır ki:
Hz. Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Allah’ın rızası, anne babanın rızasında, gazabı da anne babanın gazabındadır.”
“Allah Teâlâ’nın rızâsı, anne ve babayı hoşnut ederek kazanılır. Allah Teâlâ’nın gazabı da anne ve babayı öfkelendirmek sûretiyle celbedilir.”(3)
–“Anne ve babasını küstürmüş olduğu halde sabahlayan kimseye iki kapı açılır. Bunlardan bir tanesi hayatta olur da, onun rızâsını almaz ve onu küstürürse kendisine cehenneme giden bir kapı açılır, zulmederlerse de, zulm ederse de, zulm ederlerse de” buyurdular. (4)
***
Yüce Allah Kur’an-ı Kerim’de:
“Rabbin, sadece kendisine kulluk etmenizi ve anne babanıza iyi davranmanızı emretti. Onlardan biri veya ikisi senin yanında yaşlanırsa onlara öf bile deme! Onları azarlama! İkisine de gönül alıcı güzel sözler söyle.” (İsrâ, 17/23.)
Buyurmak suretiyle hem anne babaya söylenecek en ufak incitici bir söze bile müsaade etmemiş hem de anne baba hakkını, kendisine kulluk edilmesinden hemen sonra zikrederek onlara hak ettikleri değeri vermiştir.
***
Aslında insanın, kendisini yaratan Allah’ı inkâr etmesi, O’na varlıkları eş koşması (şirk) Allah nezdinde ne kadar büyük bir günah ise dünyaya gelmesine vesile olan, büyütüp yetiştirilmesinde sayılamayacak kadar emekleri olan anne babasına hürmetsizlik ve itaatsizlik etmesi de aynı şekilde günahtır ve her iki tutum da nankörlüktür.
***
Dinimizde anne babaya verilen değer, ayetlerde ve hadislerde açıkça görülmektedir.
Allah’a itaat her şeyden ve herkesten önce gelmektedir. Yaşlı anne babaya bakmak ise Allah yolunda cihattan daha faziletli görülmüştür. (5)
Bu itibarla herhangi bir konuda haksız olsalar bile Müslüman bir evladın anne babasına küsmeye, onlarla irtibatını koparmaya hakkı yoktur.
Allah Sırf dünyaya gelmelerine vesile oldukları için , anne babanın hukukunu gözetmeyi ve onlara hürmet göstermeyi zorunlu kılmaktadır.
***
Hazine dolu bir sandığın üstünde oturup da o sandığı açmadığı için yoksulluk çeken kişi nasıl içler acısı bir hâldeyse,
Yaşlanmış anne babasını yüzüstü bırakıp Allah’ın rızasından mahrum olan kişinin hâli de aynıdır.
Bu kişiler, ne yazık ki dünyalık geçici hazları önceleyip anne babalarını kendi hâllerine bırakmakla, kendilerine altın tepside sunulan cennet anahtarını reddettiklerinin farkında değillerdir.
***
İşte bu hakikati unutmayalım diye günde beş defa kılınan namazda “Rabbenâ” dualarını okuyarak “Rabbim, beni, anne babamı ve bütün müminleri bağışla.” diye onlar için niyazda bulunuyoruz.
Namazında bu niyaza yer vermesine rağmen anne babasını yalnız ve kimsesiz bırakarak cennet yolunu kendisine kapatan bir kişi, hiç şüphesiz
Önce ;
~İmanını,
Sonra
~Ahlakını,
Daha sonra da
~Namazını ve insanlığını gözden geçirmesi gerekecektir.
Anne babadan yüz çevirmek ve onları kendi hallerinde çaresiz bir şekilde bırakmak tıpkı kendisini yaratanı inkâr etmek gibi büyük bir nankörlüktür.
***
Allah’ım, Hz. Muhammed (s.a.v.)’e Âl-i ne ve Ehl-i Beytine, ashabına her göz kırpacak kadar zamanda (her an, her saniye) her nefes alacak zamanda sana malum olan varlıklar adedince salât ve selam eyle.
İlâhi sen bizleri Al-i Beytinin yolundan ayırma. Yolunda daim ve kaim eyle.
İlâhî bize merhamet et, bizi affet, bize afiyet ver.
Yalnız sana ibâdet etmemizi Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’ı örnek alıp ana-babamıza iyilikte bulunmayı senin ve Anne ve babamızın rızasıyla ömrümüzü tamamlamayı bizlere nasip et.
Bu uğurda şüheda-i Kerbela’ya verdiğin ecir ve fazileti ve şehadeti bizlere de lütfeyle.
Kıyamet günü Onlarla birlikte efendimizin sancağı altında haşr eyle . Amin.
Selam ve Dua eder dualarınızı bekleriz.
Cesim ZEYDANLI –01-04-2025 ANKARA
ULUSLARARASI EHL-İ BEYT ARAŞTIRMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ GENEL BAŞKANI
Kaynaklar:
1.~(Müslim, Birr, 9.)
2.~(İbn Hacer, Fethu’l-bârî, I/124.)
3.~(Tirmizî, Birr, 3/1899)
4.~(Beyhaki, Şuabü’l-imân)
5.~ (Buhari, Cihad, 1; Müsned, XI/102)
Not. Kaynak gösterilmeden izinsiz kullanılamaz. :5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu uyarınca eser sahibi, telif hakkı kapsamında; manevi ve mali haklara sahiptir