PARAMIZ YOKTU, PORTAKALIMIZ VARDI…

21 Kasım 2022 0

-Pazarda, çarşıda pahalılıktan şikâyet eder olduk. Özellikle gıda fiyatları hepimizin bütçesini zorluyor. Sebze ve meyve tezgâhları kuyumcu vitrinlerine döndü. Pandemi sonrası yaşanan Ukrayna savaşı ile enerji fiyatlarının dünya genelinde artması ülkemizi de etkiledi. Alım gücümüz gün geçtikçe erimeye başladı.

Enflasyon sözcüğüne pek yabancı bir toplum değiliz. ’70 li yıllarda Kıbrıs savaşının ardından ambargolarla yaşanan yokluklar ve enflasyon hepimizin malumudur. Ne var ki bu gün yaşadığımız koşulları hiçbir dönem yaşamadık. Etrafımız müttefiklerimizle çevrili. Ellerinden gelse bizleri bir kaşık suda boğacaklar.

Üç tarafı denizlerle çevrili, toprağı verimli bir ülkede gıda ürünlerindeki zamlar ürkütücü. Etin, yağın, bakliyatın ithal edildiği bir ülke olmayı içime sindiremiyorum. Ukrayna’dan gelecek Ayçiçeği yağına ve buğday sevkiyatına bağlı bir ekonomiyi rüyamda görsem inanmazdım.

Yaşadığımız bu sıkıntıların en büyük sorumlusu bizleriz. Yıllardır üç maymun misali olup bitene sesiz kaldık. Duymadık, görmedik, ses çıkarmadık. Bize sunulan hayal dünyasını gerçek sandık.

Özelleştirme adı altında konbinaları, Et-Balık Kurumunu kapatılırken et ihtiyacımızı ithal yolla karşılayacağımız kimsenin aklına gelmedi. Şeker fabrikaları bir bir satılırken şekerde dışa bağımlı olmayı, kağıt fabrikaları satılırken kağıtta dışa bağımlı olmayı kimse düşünmedi.

Gelişmişlik dediğimizde tarımda, sanayide, eğitimde batı ile yarışır olmalıyız. Yol yapmakla ancak batının arabalarına mekân hazırlarız. Dışa bağımlı bir ekonomide onlar ortak bizler Pazar oluruz.

Mustafa Kemal ilkeleri bizlerin rehberimiz olmalı.  Kurtuluş savaşında yoktan var edilen bir ülke tarım ile ayağa kalktı. İnsanımız eğitildi. Kağıttan kumaşa, şekere, çeliğe, çimentoya kadar birçok fabrika kuruldu. Paramız yoktu, portakalımız vardı. Fabrikalar tarım ürünleri ile Sovyetler Birliğine yaptırıldı.

10 Yılda ülke dışa bağımlılıktan dış ülkelere mal satan saygın bir ülke oldu. Günümüzde ise çarklar geriye doğru dönüyor. Ülkemizde yetişen ürünler bile ithal yoluyla getiriliyor. 126 ülkeden yapılan ithalatla yerli üretici tarımdan uzaklaştı.

Toprağı koruma kanunu çıkararak amaç dışı kullanımı önlenmeye çalışılırken 12 Kasım 2012 ‘de çıkarılan bir yasa ile Türkiye’deki büyükşehirlerin sınırları içindeki köylerin statüsü değiştirildi. 16000 köy bu uygulamadan etkilendi. Mahalle olan köy arazileri arsalaştı. Köy okulları kapatılarak taşımalı eğitime geçti. Köydeki insanlar çocuklarının işgücünden koparılınca büyükşehirlerin varoşlarında yerlerini aldı.

Tarımda bu gerileme bizlerin sofrasına yansıyınca aklımız başımıza geliyor. Pahalılık bizlerin vurdumduymazlığımızdan kaynaklanıyor. Üretemezsek dışa bağımlılığımız artar.

“Çalışmadan, yorulmadan, üretmeden rahat yaşamak isteyen toplumlar önce haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini ve daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdur.” Mustafa Kemal’in bu sözü yolumuzu aydınlatmaya yeter. Hâlâ geç kalmış değiliz. Dünya halklarının sorunu su ve gıda üzerinde birikiyor. Toprağımıza sahip çıkalım bu ülke aç kalmasın.

Sağlıcakla kalın…

reklam
BENZER KONULAR
reklam
EĞİTİM-KÜLTÜR
reklam